Müzik MP3 » Nilüfer Akbal ::

Nilüfer Akbal

Nilüfer Akbal Albümleri

Ray'e

RevıngiRevıngi

Nilüfer Akbal

Nilüfer Akbal Müzik Tarzı

Nilüfer Akbal Biyografi

Nilüfer Akbal, 1967 yılında Muş Varto'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Varto'da tamamladı. 1988-1990 yılları arasında Arif Sağ Müzik Okulu'nda saz ve solfej eğitimi aldı. 1991-1992 yılları arasında Timur Selçuk Çağdaş Müzik Merkezi'nde şan eğitimi aldı. Bunu 1993-1994 yıllarında İstanbul Devlet Operası Öğretim Görevlisi Begüm Erdem'den aldığı şan dersleri izledi. İstanbul'da başladığı müzik eğitimini yurtdışında sürdüren Nilüfer Akbal, 1994 yılında Rheinische Musikschule'de üç yıl süreyle şan ve opera eğitimi aldı.

Yurtiçinde İstanbul ve Antalya'da konserlerin yanı sıra Akbal, ağırlıklı olarak yurtdışında konserler verdi. 1989 yılında İsveç-Stokholm; 1990'da Almanya-Stuttgart, Avusturya-Insburg, Viyana; 1991'de Danimarka-Kopenhag, Almanya Duisburg, Hamburg, İsviçre-Basel; 1992'de İngiltere-Londra, Fransa- Starsburg, Mulhaus, Paris, Almanya-Biefeld, Berlin, Köln, İsveç-Stokholm; 1993'te Almanya-Münih, Glesen, Hollanda-Rotterdam; 1994'te Hollanda-Arnheim, Almanya-Stuttgart, Köln, Nürnberg, Nuisburg, Hamburg, Berlin, Essen, Fransa-Paris, Nant, İsviçre-Lozan ve Hollanda-Amsterdam, Rotterdam kentlerinde verdiği kimi konserler, onun yurtdışı konserlerindeki ağırlığı örnekleyecek niteliktedir.

Nilüfer Akbal, konserlerin yanı sıra birçok radyo ve televizyon programlarına da katılmıştır. 1991'de Köln Radyosu, 1992'de Fransa'da Radyo Mülhaus, İsviçre'de Cenevre Radyosu, 1993'te Almanya ve Fransa'da Arte TV, katıldığı televizyon ve radyolardan birkaçı. Konuk olarak katıldığı bu programlar dışında, kimi belgesellere de yorumuyla katkıda bulunmuştur.

Nilüfer Akbal'ın müziği bir yolculuk olarak algıladığını, üstelik müzik serüveninin de bunun bir göstergesi olduğunu belirtmek, onun müziğinde var olan sürekli değişimi anlamak açısından yararlı olacaktır. Dinlediklerinden, okuduklarından, gözlemlediklerinden oluşturduğu duygu yoğunluğu, ruhu müziğine de yansıtmaya çalıştığını bildiğimizde, Akbal'ın müziğindeki farklı altyapılarla farklı enstrümanların kullanım amacı yerli yerine oturuyor.

Nilüfer Akbal'ın müzikal anlamdaki yolculuğu göz önüne alındığında, beslendiği temel kaynağın halk kültürü olduğu görülecektir. Bu kimi zaman deyişlerle, kimi zaman Kürtçenin Kurmanci ya da Zazaki lehçelerinin kullanıldığı ezgilerde karşımıza çıkar. Bunun dışında, yaşantısında meydana gelen her değişikliğin aynı zamanda müzik anlayışına yansıdığını belirtmek gerekiyor.

Nilüfer Akbal hem doğu hem de batılı anlamda bir müzik eğitimi almış olan bir sanatçıdır. Halk türküleri ve saz eğitimi ile başladığı eğitimini şan ve opera eğitimi ile sürdüren Nilüfer Akbal'ın bu yönelimi, sanat anlayışında da yansımasını bulmaktadır. Müzikal yapısıyla Kürt müziğinin tipik özelliklerini taşıyan bir eser, onun müziğinde, caz perküsyonlarının kullanıldığı, farklı bölümlerde farklı enstrümanların kullanıldığı altyapılar eşliğinde dinleyiciye ulaşabiliyor.

Akbal'ın sesinin renginin farklılığı değildir tek başına, onu diğer sanatçılardan ayıran özelliği. Bunun dışında özellikle son albümü "Revingi"de ortaya koyduğu ve almış olduğu müzikal eğitime borçlu olduğu sesini kullanma tekniğiyle diğer sanatçılardan ayrılıyor. Bir eserde aynı anda farklı tonlardan okuması, bunu yaparken de hiç zorlanmaması, kendini kısmaması ve bu doğrultuda yaptığı müzik türünü de herhangi bir etiketle sınırlamaması, onu farklı kılan diğer özelliklerden bazıları.

Eserleri

Nilüfer Akbal 1987 yılında "Arzuhal Eyledim" adlı ilk albümle müzikseverlerin karşısına çıktı. İyi bir sesinin olduğundan hareket ederek İstanbul'a gelen Akbal'ın, burada tanıştığı Arif Sağ, Mustafa Karaçeper, Ali Ekber Eren ve Hasret Gültekin gibi sanatçıların çizdiği sanatçı tablosu doğrultusunda deyişler okuduğu bir albümdür, "Arzuhal Eyledim". Ancak inisiyatifi ve inisiyatif sahibi olmasını gerektirecek altyapısı olmadığı için, kendisine sunulan olanaklar doğrultusunda çıkardığı bu albümden sonra, doğru bir yönelime sahip olmak için müzik eğitimi aldı.

1990 yılında başka sanatçıların da katılımıyla "Barıştan Resitaller" adlı bir albümde yer aldı.1991 yılında, Hasret Gültekin'in hazırladığı ve yasal sınırları zorlayan ilk Kürtçe albümler "Newroz 1-2"de Kürtçe ezgiler seslendirmesiyle dikkatleri üzerine çekti. 1992 yılında, müziği Mazlum Çimen tarafından yapılan "Mem û Zin" adlı filmde de Fırat Başkale'yle birlikte ağıtları seslendirdi.Bu albümdeki yönelimi de, Akbal'ın müzikal yolculuğunun varması gereken noktalar hakkında yeterince ipuçları taşıyordu. Aynı yıl "Ben Bir Kadınım" adlı albümü çıkardı Akbal. Bu albüm, kendini geliştirmeye çalışan Nilüfer Akbal'ın, kadın olma bilincini edinmek için kadın derneklerine gittiği bir döneme denk geliyor. O dönemde tanıştığı ve iyi şarkı sözleri yazan Yusuf Hayaloğlu'nun sözleri ve müziklerinden oluşan bir albümdür, "Ben Bir Kadınım".

Müzikal birikiminin yeterliliğini gösteren ilk çalışması olarak değerlendirilebilecek "Miro" adlı albümü 1995 yılında çıktı. Kürtçe ezgilerin yanı sıra kimi Türkçe eserleri seslendirdiği "Miro" adlı albümü, Kürt müziğinde alışılmışın dışında bir düzenleme ve yorum taşıyor.

Fransız Aranjör Jean Micheil Kanner'le üç yıllık bir sürede oluşturulan albümde, önceden yorumladığı bazı parçalar da yer alıyor. Bunun nedeni albümün Avrupa'daki etnik müzik piyasasına yönelik düşünülmüş bir albüm olması. Nilüfer Akbal'ın bestelerinin yanı sıra otantik Kürt ezgileri bir arada bulunuyor. Albümde birbirinden çok farklı yerlerde bulunan caz, rock ve geleneksel Kürt müziği motifleri de, bir ortak yapı içerisinde bütünleştirilmiş. Albüm Kürt müziğinde hem vokallerde hem de enstrümanlarda, iyi bir çokseslilik denemesi olarak değerlendirilebilir. "Revingi" albümü, Akbal'ın hem sesi, hem yorumu hem de kullandığı enstrümanlarla farklı arayışlara girdiği bir albüm.