Efkan Şeşen
Efkan Şeşen Biyografi
1963 yılının Mayıs'ında İstanbul'da doğan Efkan Şeşen, lise eğitimini İstanbul'da bitirdi. Artvin kökenli bir aileden gelen Şeşen'in lise döneminde dört aylık bir cezaevi yaşantısı oldu. Daha sonra da, Ağustos 1981- Ekim 1986 arasında cezaevinde yattı. 1987 yılında Timur Selçuk'un Çağdaş Müzik Evi'ne katıldı. Profesyonel müzik yaşantısına Grup Yorum'la başlayan Efkan Şeşen, 1987-1990 Mayısı'na kadar bu birlikteliği sürdürdü. Grup Yorum'da vokal olarak yer alan Şeşen, aynı dönemde Ortaköy Kültür Merkezi'nde yöneticilik görevi yaptı. 1990-1991 tarihleri arasında Adana'da Mücadele dergisinin muhabirliğini yaptı. Efkan Şeşen, bugüne kadar müzikseverlere ulaştırdığı albümlerin yanı sıra, bazı derleme çalışmalarını da sürdürüyor.
İstanbul'da yaşamını sürdüren Artvin'lilerin birikimlerinin derlenip toplanması çalışmaları, yaşlıların konuştuğu ancak gençlerin unuttuğu Lazca'dan yararlanarak, kendi kültürel kökenleriyle doğru düşünmelerini sağlama amacını taşıyor. Bunun dışında, elinde eski ustaların kayıtları olmasına rağmen, piyasa mantığıyla hareket etmediği için, bunları albümlerde kullanma kolaylığına kaçmayan sanatçı, Çamlıhemşin'de yok olmaya yüz tutmuş kültürel değerlerin ortaya çıkması ile ilgili birtakım çalışmalara da katılıyor.
Albümlerin dışında, demokratik, halktan yana kurumların ya da emekten yana bazı partilerin düzenlediği konser veya etkinliklere çok mütevazi koşullarda katılan Şeşen, bir anlamda bu etkinliklerin emekçiliğini yapan bir sanatçıdır. Anadolu'nun birçok yerinde verdiği konserlerin dışında, özellikle son dönemlerde yurtdışında da birçok etkinliğe katılan Şeşen, gelen davetlerle, müzikal yapısını bir yere oturttuğunu ortaya koyuyor.. Sanatçı, sözlü bestelerinin yanı sıra, bazı enstrümantal bestelere de imza atmıştır. Bunlar türkü formundaki ezgilerin yanı sıra, evrensel duyarlılıkların bir yansıması diyebileceğimiz lirik çalışmalardan oluşuyor.
Efkan Şeşen'in sanat anlayışını yansıtabilecek temel kavramlardan biridir, umut. Yaşama biçimi, mücadelesi, insanlara yaklaşımı ve toplumsal anlamda bulunduğu noktadan hareket eden Şeşen, slogan, parola veya abartılı söylemlerden uzak, yüzü geleceğe dönük besteler yapıyor. Gündelik işler arasına sıkıştırılmış olan insanların yaşamlarından izlerden, var olan tüm aksaklıkları gidermek için mücadele etmiş, bu uğurda yaşamını vermiş olan yiğitlere, bireysel duygulanmaların temel yansımalarından biri olan yalnızlıktan, aynı koşulları paylaşanların birlikteliğine, sevdaya ve coşkuya varıncaya dek, farklı konuları ustalıkla işlemeyi biliyor şarkılarında. Ancak birçok albümündeki en temel konu sevda olarak çıkıyor karşımıza. İçinde bulunduğumuz dönemde Şeşen'in "sevda"sını ele alış tarzını açıklamak, kimi yanlış anlamaların önüne geçmek için gerekli olacaktır.
Hüznün hükümranlığının sürdüğü, iki insanın kendilerini temel alarak, kendileri dışındaki "her şeyi ve herkesi" bir tarafa bırakarak, kendilerini tüm koşullardan soyutlayarak yaşadıkları, hatta var olan sorunlara karşı bir örtü olarak kullandıkları bir sevda değildir, Efkan Şeşen'in şarkılarında işlediği sevda. Daha çok günlük yaşam içerisinde gelişen ve diğer insanlarla birlikteliği göz ardı etmeyen ve yaşamı değiştirme çabasını yitirmeyen bir sevdadan söz ediyor Şeşen.Bunun bir sonucu olarak da gerek şarkıların içeriğinde, gerekse ezgilerinde bir noktaya özellikle dikkat ediyor. Yalnızlık, duygusallık gibi konuları işlerken bile, toplumsal yaşantısındaki sorumluluğundan hareket ederek, yılgınlığı aşılamamaya dikkat ediyor. Şarkılarında, yarın için bir umut vermeyen, kesin belirlemelere dayanan, olumsuzluk ve karamsarlık taşıyan ifadeleri kullanmaktan çekiniyor. İnsan olarak, çok olumsuz şeyler de yaşanmış olabilir, ama toplumsal düşünmenin gerekliliğini sürekli olarak vurguluyor."Kolektif çalışma"dan geldiği ve istendiğinde her şeyin üstesinden gelinebileceğinin bilincinde olduğu için, son üç albümünde söz ve bestelerin yanı sıra, düzenlemeleri de kendisi yapıyor. Ürettiği şarkının ruhunu en iyi kendisinin bilebileceğinden hareket eden Efkan Şeşen, hiçbir sınırlama getirmeden şarkının yapısına bağlı enstrümanlar seçiyor düzenlemelerde. Bu bazen ayrıntıyı yansıtan bir kemençe olabiliyor, bazen bir buzuki veya tar, bazen de akordeon. Ancak, ezgilerinin form olarak türküye yakınlığını bildiği için, düzenlemelerde, sıcaklığı yansıtabilecek yalınlıktan da asla vazgeçmiyor. Şeşen'in bir diğer önemli yanı da, eserlerinde "ben" temsilini çok başarılı bir şekilde yansıtabilmesi. İlk bakışta sadece kendine ait bir kavramdan söz ediyormuş gibi görünse de, onun daha geneli yansıtan bir öze sahip olduğunu anlamak çok uzun zaman almaz.
Efkan Şeşen'in Eserleri
Albümleri Efkan Şeşen'in yaşantısının bir aynası olarak değerlendirilebilir. Çünkü albümlerindeki içerik Şeşen'in yaşamındaki yönelimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
İlk solo albümü olan "Dokuz Altı Yollarında" toplumsal mücadelelerden koptuğu sürece ve o anlamda kendi içinde bir monolog yaşadığı bir döneme denk gelen bir albümdür. İnsanların toplumsal duyarlılıklarla bireysel çelişkilerini yansıttığı "Dokuz Altı Yollarında" albümü, kendi çelişkilerine denk gelen bir ürün olarak değerlendirilebilir. Ancak bu çelişkiler, onun tamamen savrulduğu, bireysel bunalımlar yaşadığı gibi bir anlam taşımıyor. Çünkü albümde, memurların tipik yaşantısını çok başarılı bir şekilde yansıtan "Dokuz Altı Yollarında" ile duyarsızlığı içselleştiren insanları eleştirdiği "Büyük Kentlerin Küçük Soyluları", albümün toplumsal yanını özetleyen ürünler olarak değerlendirilebilir. Teknik yetersizlikler ve sağlanmayan olanaklar yüzünden çok iyi bestelerin klavyenin ağırlığı altında harcandığı bir albümdür, "Dokuz Altı Yollarında". Buna rağmen hâlâ birçok insanın aradığı bir albüm olan "Dokuz Altı Yollarında", Şeşen'in üretimlerinin kalıcılığını gösteren bir ipucudur.
"Gün Ağarırken" Efkan Şeşen'in ikinci albümüdür. Bu albüm, sanatçının dünyasında paylaşımın biraz daha öne çıkmaya başladığı bir döneme denk geliyor. Bunun bir yansıması olarak da geleceğe yönelik birtakım ürünleri içeriyor. Albümdeki içerik bütünlüğünü bazı şarkılarda daha somut bir şekilde görmek mümkün. Albümle aynı adı taşıyan "Gün Ağarırken", toplumsal mücadelede alınan mesafe, özlenen gelecek ve bu geleceğe ulaşmak için yapılan fedakârlıkları yansıtıyor. "Türkülerle Yol Eyleyenler" ise bu fedakârlıkları üstlenen yiğitlere bir saygı anlamını taşır. "Gidişim Halaylarla", "Güneşi Doğuracaklar", "Memleket Derdine", "Dostluğun Türküsü" gibi, albümde yer alan birkaç ürünün adını belirtmek bile, albümün genel niteliğini özetlemek için yeterli aslında.
"Göçer Oldum", bestelerinin yanı sıra, düzenlemelerini de yaptığı ve bu anlamda yeni bir şeyleri denemeye çalıştığı bir albüm. Bu albüm düzenlemelerle birlikte enstrüman zenginliğini de taşıyan bir özelliğe sahip. "Göçer Oldum", Şeşen'in halk türkülerine daha yakın bir albüm. Bu kanıyı güçlendiren tek olgu, albümde, Şeşen'in yorumladığı halk türküleri değil. Bunun dışında, hem ezgilerde hem de sözlerde türkü formunun daha iyi bir şekilde hissedilmesi de, bu yakınlığı açıklıyor. "Göçer Oldum"un bir diğer özelliği de, Şeşen'in ezgilerinde bolca yer alan, ancak önceki albümlerinde biraz geride kalan ritmin ön plana çıkmış olmasıdır. Gerek ritim gerekse kimi parçalarda kullanılan elektro gitar, bazı parçalarda rock motiflerinin hissedilmesine yol açar. Bu albümde de söz ve müziği kendisine ait bestelere yer vermiş olan Şeşen, bunun dışında, üç tane türküyü de yorumlamış. Ayrıca "Ölürüz de" adlı şarkıyla Şeşen, kavgayı ve yiğitliği en iyi yansıtmış olan ozanlardan biri olan Dadaloğlu'nu tekrar hatırlamamızı sağlıyor.
Efkan Şeşen'in müzik serüvenindeki diğer bir durak da "Merhaba" adlı albümü. Albüm, her şarkıda ayrı bir düzenlemenin denendiği bir albüm. "Aynı tornadan" çıkan, "fabrikasyon" bestelerin "albüm saundu" olarak sunulduğu bir dönemde, Şeşen, albümün ortak saundu gibi bir kaygıdan uzaklaşarak, her çalışmada farklı denemelerini yansıtmayı amaçlamış. Önceki albümlerine oranla daha fazla türküye yer vermiş "Merhaba" adlı albümünde. O anlamda, ülkemizdeki değişik kültürlerin üzerine oturan, anonim türküleri de içeren bir albüm oldu "Merhaba". Bir Artvin türküsü olan "Cilveloy"un Lazca versiyonu, Kıbrıs halk türküsü olan "Dillirga" ile bir Azeri ezgisi olan "Turnalar"; albümde farklı kültürlerin ifadesini örnekleyen çalışmalardır. Bunun dışında albümün farklı bir niteliği üzerinde daha durmak gerekiyor. Slov tarzındaki "Arzuhalim" şarkısını Şeşen, kendisinde böyle bir yanın da bilinmesi gerektiğini düşünerek, albümde kullanmış.
"Gözleri Hâlâ Çocuk" Efkan Şeşen'in son albümü. Önceki albümlerde olduğu gibi bu albümde de Efkan Şeşen, yorumculuğunun yanı sıra, bestecilik yönünün ağırlığını da hissettiriyor. Çünkü albümde bulunan on iki şarkıdan sekizinin söz ve müziği kendisine ait. Anonim bir türkü olan "Köroğlu" ve sözleri Hakan Çiçek'e, müziği Hakan Çiçek ve Ali Ekber Kara'ya ait "Rüzgâr Ol" dışında, geriye kalan iki çalışmanın müziğini yapmış Şeşen. Albüme ismini veren "Gözleri Hâlâ Çocuk", fotoğraftan şiire değin farklı alanlarda tanıdığımız Mehmet Özer'e ait bir şiir. Efkan Şeşen, şiirde var olan, yıllar sonra çocukluğu kaybetmeme duygusunu, "coşkuyu hemencecik dinleyiciye duyuran" bir ezgiyle bütünleştirmeyi başarmış.Sevgilinin güzelliğinin, vefasızlığının ve nazının işlendiği örneklerin hemen yanında, Çamlıhemşin'in kişileştirilerek, "yasal tasarılarla yapılmak istenen katliamlara" sitemini yansıtan örnekleri bulmak mümkün. Duygusal yönelimlerin yoğunluğunu hissettiren bireysel hüzünlerle oluşturulmuş örneklerin yanında, insanların içinde hissettiği gurbet olgusunu yansıtan çalışmalar da albümdeki yerini almış. Didar Şeşen de "Rüzgâr Ol" adlı çalışmanın yorumuyla katkıda bulunmuş. Grup Yorum'dan ayrıldığında birçok dinleyicinin Efkan'ın yorumunda aradığı, "kahramanlığı, yiğitliği" yansıtan "marşvari" tarza örnek olabilecek bir çalışmaya da yer verilmiş.
2002 yılında 'Dar Kapılar' ile dinleyicileriyle tekrar buluşan sanatçının bu albümünde 11 seçkin eser bulunmaktadır.Sanatçı,bu albümde 'Gitmeliyiz' adlı eseriyle yozlaşmadan sıyrılıp,kendi öz güzelliklerine dönmenin ve toplumsal değerlerimize tekrar sahip çıkmanın kaçınılmazlığını vurguluyor.Var olan süreci 'Dar Kapılar' dan geçmek olarak imgeleyen sanatçı,söz ve müziği kendisine ait olan bu eseri ile sürecin zorluklarını,yalnızlığın kader olmadığını,hüzün taşısa da,arayışlarla bir olgunluğa dönüştürülmesi gerekliliğini vurguluyor. 'Yana Yüreğim Yana' pop-folk tarzında yapılmış 'Omuz Dibinde Benim/Ver Elini Kardeşim' diyen anlamlı ve coşkulu bir eser olarak albümde yerini almıştır.Bir Hemşin horonundan esinlenerek üretilmiş eser,Karadeniz ritimleri ile insana neşe veriyor.Çok dinlenecek ve dillerden düşmeyecek bir eser olarak daha şimdiden kendinden söz ettiriyor.'Ey Civan', 'Döneceğim Bir Gün', 'Mor Dağlar' , 'Sen İstemedin' , Her Şeye Rağmen' , 'Na Mağodez' , Sevgi' , Bir de Ay Düşse' gibi birbirinden güzel eserlerden oluşan albüme her zamanki gibi müzik dünyamızın değerli sanatçıları, İsmail Soyberk, Erdem Sökmen, Erdinç Şenyaylar, Bülent Ay, Mehmet Akatay, Deniz Selman, Mustafa Süder ve grubu katkıda bulundu.Mehmet Özer kapak içi fotoğrafı ve 'Gitmeliyiz' adlı eserinin yanı sıra 'Döneceğim Bir Gün' adlı eserindeki 'Başardın Kalbim' şiiri ile yine Efkan Şeşen'e katkılarını sundu.Stüdyo Saund'da 130 saat gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanan ve mix'ini İhsan Apça'nın yaptığı albümün düzenlemeleri ve yönetmenliği yine Efkan Şeşen'in kendisine ait.

Efkan Şeşen Müzik Tarzı
Efkan Şeşen Albümleri
Dar Kapılar |
Gözleri Hala Çocuk |
Merhaba |
Göçer Oldum |
Gün Ağarırken |




